Kapitalizmin Babası: Adam Smith

İskoç Aydınlanmasının ünlü düşünürlerden biri olan Adam Smith, 5 Haziran 1723'te Edinburgh'un 47 km doğusundaki Kirkcaldy kasabasında doğmuştur. Adam Smith'in gümrük memuru olan babası, Smith doğmadan birkaç ay önce ölmüştür. En yakın arkadaşı David Hume gibi babasız büyüyen ve ailenin tek çocuğu olan Smith, güçlü hafızası, okumaya olan merakı ve matematikteki başarısı sayesinde henüz 14 yaşındayken Glasgow Üniversitesi'nde eğitim görmeye hak kazanmıştır.

1737 yılından 1740'a kadar Glasgow Üniversitesi'nde eğitim gören Adam Smith, burada matematik, sanat, Latin dilleri ve ahlak felsefesi gibi dersler almıştır. Ancak mezun olmadan Glasgow'dan ayrılarak Oxford Üniversitesi'ne geçmiştir. Dönemin ekonomik krizinden ve halkın sefalet içerisinde olmasından olumsuz etkilenen Smith, Oxford'da zorluklarla geçen altı yıllık eğitiminden sonra annesinin yanına, Kirkcaldy'e geri dönmüştür.

Glasgow Üniversitesi, İskoçya

1748 yılında annesinin yanından ayrılarak Edinburgh'ta yaşamaya başlayan Adam Smith burada birçok konferansa katılmış ve dönemin ünlü entelektüelleriyle arkadaşlık etme fırsatı bulmuştur. Bu arkadaşlardan biri de yaşamlarının sonuna kadar dost kalacakları David Hume'dur. Adam Smith'in Hume ile tanışması hayatındaki önemli dönüm noktalarından biridir. Çünkü Hume yalnızca İskoçya'da değil Fransa'da da ünlenmiş ve oradaki önemli kişilerden oluşan bir çevre edinmiştir. Paris'te bir araya geldiklerinde de Smith'i; Helvetius, Geoffrin ve Jean-Jacques Rousseau gibi düşünürlerle tanıştırmış ve Aydınlanma Çağı düşünürlerinin arasına Adam Smith'in de dahil olmasında katkıda bulunmuştur.

1751 yılında Glasgow Üniversitesi'nde ahlak profesörü olarak göreve başlayan Adam Smith burada ahlak felsefesi dersleri vermeye başlamıştır. Onun bu alandaki eğitmenlik rolü en önemli ikinci eseri olan The Theory of Moral Sentiments "TMS" (Ahlaki Duygular Teorisi) kitabını yazmasının temellerini atmıştır. Adam Smith'in en önemli eseri ise Liberal Ekonomi sisteminin (Kapitalizmin) temeli olarak kabul edilen, The Wealth of Nations (Ulusların Zenginliği) adlı kitabıdır.

Adam Smith Heykeli - Edinburgh, İskoçya

Adam Smith'in Fransa'dayken ünlü ekonomistlerle tanışması, konferanslara katılması ve İskoçya ile İngiltere'nin ekonomik-politik yapısı gibi unsurlar; onun "Ulusların Zenginliği" adlı eserini yazmasında büyük rol oynamıştır. Fransa'dan sonra Londra'ya oradan da Edinburgh'a dönen Smith, burada geçirdiği uzun dönemin ardından rektörlük görevini üstlenmek üzere Glasgow Üniversitesi'ne dönmüştür. Burada üç yıl görev aldıktan sonra da sağlık sorunları nedeniyle rektörlüğe veda etmiştir.

Ömrünün son yıllarını Edinburgh'un Calton Tepesi yakınlarındaki bir semtte geçiren Adam Smith, 17 Temmuz 1790 yılında hayata veda etmiştir. Okurlar, Adam Smith'in eserlerine henüz hayattayken de yoğun ilgi göstermişlerdir. Ahlaki Duygular Teorisi (TMS) adlı eserinin altıncı baskısını da gören Smith, kendi kitapları dışında arkadaşı David Hume'un yarım kalan "Doğal Din Hakkında Diyaloglar" adlı eserini de Hume öldükten sonra tamamlamış ve yayımlamıştır.

Adam Smith'in Eserleri ve Felsefesi

Adam Smith, "Ahlaki Duygular Teorisi" ve "Ulusların Zenginliği" gibi önemli eserleri yazmıştır. Ahlaki Duygular Teorisi adlı kitabında insanlar arasındaki duygudaşlık (sympathy) kavramını ele alan Smith, tıpkı Hume gibi insan algısına ve duygulara yönelen; toplumsal faydayı sağlamayı hedefleyen bir ahlak öğretisi geliştirmeye çalışmıştır.

İnsanın doğasında, başkasının iyiliğine sevinme ve kötülüğüne üzülme olduğunu belirten Smith, insanların bencil olmasına ve başkasının yaşadığını birebir yaşamamış olmasına rağmen; birbirleriyle imgelem yoluyla duygudaşlık kurabileceklerini ve birbirlerinin hissettiği acıyı ve sevinci paylaşabileceklerini öne sürmüştür. Bu imgelemin kolektif bir şekilde gerçekleşmesi sonucunda da duyguya dayanan ve toplumsal faydayı sağlayan bir ahlaki yapının oluşabileceğini savunmuştur.

İmgelem:

1. zihinsel olarak geçmiş, şimdi ve gelecek arasında bağ kurma gücü, zihnin tasarım ve imge oluşturma yetisi.
2. bir nesneyi, bir durumu zihinde tasarlama, biçimlendirme yetisi.

Ulusların Zenginliği adlı eserinde ise devlet müdahalesi yerine serbest piyasanın gerekli olduğunu öne süren Adam Smith, devletin piyasaya müdahalesinin ve üretim faaliyetlerini vergilendirmesinin üretimin önünde bir engel olduğunu savunmuştur. Arz-talep dengesini tamamen üretici ve tüketicinin belirlemesi gerektiğini öne süren Smith, üreticinin de tüketicinin de kendi çıkarlarını en iyi şekilde gözettikleri için ürünün fiyatlandırmasının daha adil ve dengeli olacağını savunmuştur.

Örn. kendi çıkarını düşünen tüketici; bir ürünü maksimum kâr elde etmek için çok pahalıya satan bir üreticiden değil de ürüne daha makul bir fiyat biçen üreticiden alışveriş yapacağı için diğer üretici otomatik olarak piyasa tarafından cezalandırılmış olacaktır. Bu şekilde de bir çıkar dengelemesi sağlanmış olacaktır. Ancak tekelleşme gibi bir şey söz konusu değilse bu durum geçerlidir. Çünkü bir ürünü tek bir üretici üretebiliyorsa rekabet eksikliğinden dolayı ürününe istediği fiyatı biçebilecektir. Tüketici de o ücreti vermeye mecbur kalacaktır.

Adam Smith bu konuda devleti tamamen etkisiz kılmamış ve devletin, tekelleşmeyi engellemesi için önemli bir yapı olduğunu savunmuştur. Smith'e göre; devlet tekelleşmenin olduğu bir durumda, ilgili üreticiye yaptırım uygulayarak piyasadaki rekabeti daha eşitlikçi kılma görevini üstlenmelidir.

Adam Smith, insanların kendi çıkarlarını en iyi şekilde gözettiklerinden dolayı serbest piyasayla birlikte daha fazla üretim yapmak ve kendi işlerinde daima daha iyi bir seviyeye gelmek için ekstra çaba sergileyeceklerini, bu şekilde de uzmanlaşmanın ve üretimin maksimum değerlere ulaşacağını öne sürmüştür. Böylelikle herkesin kendi bireysel çıkarını düşünmesinin birleşimi sonucunda toplumsal faydanın sağlanacağını ve toplam zenginliğin artacağını belirtmiştir (Adam Smith bu duruma "görünmez el" adını vermiştir).

Adam Smith'in bu teorisi, uzun yıllardır dünyaya hüküm sürer Liberal Ekonomi modelinin temelini oluşturmuş ve Adam Smith'in Kapitalizmin Babası olarak anılmasına neden olmuştur. Ancak başta Karl Marx olmak üzere birçok düşünür teoriye yönelik ciddi eleştirilerde bulunmuşlardır.

Yorumlar

Daha yeni Daha eski